1973 yılında Ankara’da dünyaya gelen ve 12-17 yaşları arasında tutkulu bir Rock Hudson hayranı olan Canan Demirci’ni Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesine girdiğinde aklında olan tek şey, AIDS’in tedavisini bulmaktı. Malum, Rock Hudson AIDS olduğunu açıklayan ilk Hollywood yıldızıydı ve kısa sürede hayatını kaybetti.

Gözden ırak gönülden de ırak derler. Rock Hudson’un tahtına yıllar içinde Gerard Depardeu oturunca oyunculuğa merak sardı ve 5. Sınıftayken neredeyse bırakıyordu tıp fakültesini. “Hele bir mezun ol, sonra bırakırsın” dedi büyükler. Oysa ’96 da tıp fakültesinden mezun olduğunda kader ağlarını çoktan örmüştü ve Sivas’ın Şarkışla ilçesinin “Hükümet Tabipliği” onu bekliyordu. ‘98 de kucağına aldığı oğluyla 2 yıl yaşadı Şarkışla’da. Empati yoksunluğu kötü bir özelliktir “hekimlik”te ve dahi “insanlık”ta, bunu herkes bilir. Gelin görün ki sempatiye evrilen empatinin de hasta-hekim ilişkisine en az yokluğu kadar zarar verdiğini fark ettiğinde hükümet tabipliğine veda etti. 2000 yılında OMÜ Tıp Fakültesi Patoloji AD da ihtisasına başlayan konuşmacının, tüm hayatını etkisi altına alan “kronik-yaygın sempati bozukluğu”ndan muzdarip olduğunu ailesi ve yakın arkadaşları çok iyi bilir. Artık siz de biliyorsunuz.
Başlarda çok sağaltıcı olduğunu düşündüğü mikroskop başı tekilleştirilmiş çalışma ortamına 2009’a kadar dayanabildi. Eşiğin öbür tarafındaki ayağı onu 2010 yılında hukuk dünyasına taşıdı. Sağlık hukuku alanında birçok eğitime ve sertifika programına katıldı. Yetinmedi, Kadir Has Üniversitesi Hukuk Fakültesinde tezli yüksek lisans programını tamamladı. Beyoğlu-Balat arasında geçirdiği 2 yılın tadı hala damağında, yüksek lisans sonrası akademisyen olma hevesi kursağında kaldı. Kısmet…
2011 yılının sonunda devlet hizmetine atandı. Tam patolojinin renkli dünyasına yeniden dalacak, adımını eşikten geri çekecekti ki tiyatro sevdası depreşti. Çalıştığı hastanede kurduğu tiyatro topluluğu ile sahnelere geri döndü. Ardından özel tiyatrolarda oyunculuk yapmaya başladı. Sağlık Müdürlüğünün tiyatro topluluğunu kurdu, yazdı, oynadı.
Bir çeşit meddah olan dedesinden miras masallara yeniden kulak verdiğinde takvimler 2015’i gösteriyordu. 2011’den beri çekirgesi olup peşinde zıp zıp zıpladığı ustası yoga eğitmeni Nurşen Değerli ile bir masal-yoga atölyesi yaptı. “Kendine Yola Çık” adını verdiği ve grupla yalnızca 12 hafta sürebilen bu yolculuk, onun içinde devam etti ve yol onu sevgili hocası Judith Malika Liberman’a götürdü. Ondan aldığı eğitimlerle masalları nasıl kendi sesi haline getirebileceğini, sözün büyüsünü, masalların gizli dilini öğrendi. Öğrenciliğin tadı damağında kalmış olacak ki Nazlı Çevik Azazi, Ildıko Boldızsar, Beyza Akyüz, Hüseyin Fırat ve son olarak da Necibe Özge Bozkurt ve Ertuğrul Bozkurt ile eğitimlerine katıldı.
Bu arada 2018’de Karadeniz bölgesinin tek performans tiyatro topluluğu olan Karma Sahne’ye katıldı. Ki bunun hayatındaki dönüm noktalarından biri olduğu tartışılmazdır.2019’da Düşevi Sahne’nin perdesini açmasıyla misafir oyuncu olarak Düşevi’nde masal-performans gösterileri yapmaya başladı.
Kahveye olan düşkünlüğünü içlerinizden kimilerinin çok iyi bildiği konuşmacı, kahve fiyatları dolara, doktor maaşları pinpon topu fiyatlarındaki artış üzerinden hesaplanan enflasyon oranına endekslenince çıkışı kafelerde masal anlatıp kahveyi bedavaya getirmekte buldu. Zira dedesi de öyle yapardı, Allah rahmet eylesin. Ve her ay yeni bir buket masalla düzenli olarak Ankara’da ve Düşevi’nde sahne aldı.
Yalnız oyunculuk yaptığı, henüz masalcı hırkası giymediği, zamanlarda çevresindekilerin aklına yatmayan, ezber bozan şeyler yaptığında -ki bu sıklıkla olur- “bana oynama Canan” diyenlere, işittikleri hoşuna gitmeyenlerin “bana masal anlatma Canan”ları eklendi. Aralarda “yeter bu kadar oyun! Ciddi ol biraz!” diyenler de çıktı.
Konuşmacımızsa tüm bunlara; “Büyük bir ciddiyetle yaşıyorum ben! Bir sincap gibi mesela!” diye cevap verdi ve iflah olmaz bir oyunbaz, lafbaz ve uydurukçu olan Canan Demirci, yorulmaksızın oyunlar oynamaya, masallar uydurup masallar anlatmaya devam ediyor, hala…